Skip to main content

DÜNYAYI SARSAN ON GÜN

Tevfik Çavdar, Komünist 240, 18 Kasım 2005


1917 yılının Rusyası’nda Ekim ve Kasım ayları devrim ateşinin dört yanı sardığı, bugün bile heyecanla anılan bir dönemdir. Bu günleri tüm yönleriyle yaşatan yapıtlardan biri de ABD’li gazeteci John Reed'in ünlü kitabı "Dünyayı Sarsan On Gün"dür. Bu kitap 1960’lı yıllara kadar Türkçemize çevrilmemişti. Bunun nedenlerinden biri de zımni bir yasanın varlığı idi. Kitabı okuyanların anlattıklarıyla yetinmek zorunda kalınıyordu. Sol düşünce üzerindeki amansız baskı bu tür suskunluklara da neden oluyordu. Kitap 1960’lı yılların son döneminde Rasih Güran tarafından çok güzel bir dil kullanılarak Türkçemize kazandırıldı. Bu vesile ile çevirmen Rasih Güran konusunda da birkaç şey söylemekte yarar vardır. Güran, dilimize birçok sosyalist yaklaşımlı eseri kazandırmıştır. Bunlar arasında Steinbeck'in "Gazap Üzümleri" ve "Bitmeyen Kavga" yapıtı da bulunmaktadır. "Bitmeyen Kavga" romanı, sosyalist propaganda yapıyor diye gene o dönemlerin iktidarlarınca yasaklanmıştır.

Kitabın yazarı John Reed, 1887 yılında ABD’de, Portland kentinde doğdu. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Eğitimini Harvard Üniversitesi’nde noktaladıktan sonra gazeteci olarak kısa bir süre içersinde ün sahibi oldu. 1913 Meksika İhtilali’ni yakından izledi, anılarını yayınladı. Birinci Dünya Savaşı sırasında cepheden cepheye koştu. Döneminin önde gelen savaş muhabirIerinden biriydi. Devrimin yaşama geçtiği kritik zaman diliminde Rusya’da idi. O günleri iki kitabında anlattı: “Kızıl Rusya” ve “Dünyayı Sarsan On Gün”. 1920’de Rusya’da tifüsten öldü. Mezarı bugün Kızıl Meydan’da Lenin mozolesine yakındır. Kendisi kitaba yazdığı önsözde şu noktaların özellikle altını çizmiştir: "...Yabancılar, özellikle Amerikalılar, sık sık Rus işçisinin
'cahilliğinden söz ederler. Gerçi Rus işçisinde Batıdakilerin siyasal tecrübeleri yoktur ama Ruslar da kendi istekleriyle katılmış oldukları birçok örgütte iyice yetişmiş bulunmaktadırlar. 1917 yılında Rus tüketim kooperatiflerinin on iki milyondan çok üyesi vardı. Özellikle ‘sovyetler’, Rus halkının örgütlenme dehasının en iyi örnekleridir. (...) Birçok yazar Sovyet hükûmetine karşı düşmanlıklarını, Rus Devrimi’nin son aşamada "saygıdeğer" elemanların, yaban Bolşevik saldırılarına karşı bir savaş haline gelmesiyle izah
ederler. Oysa devrimci örgütlerin halk arasında güçlenmesi sonucunda bunları yok etmeye kalkan ve devrimi durdurmaya çalışanlar mülk sahibi sınıflardı. Bunlar, amaçlarına varmak için sonunda olmayacak tedbirlere başvurdular. Kerenskiy’i ve Sovyetleri ortadan kaldırmak amacıyla ulaştırma araçları işletilmedi ve yurt içerisinde birçok kargaşalıklar çıkartılmaya çalışıldı. Fabrika-Atelye komitelerini yok etmek için fabrikalar kapatıldı. Yakıt ve hammadde kesildi. Cephedeki ordu komitelerini dağıtmak için yeniden idam cezası konuldu. (...) Bolşevizm üzerine ne düşünülürse düşünülsün, Rus Devrimi insanlık tarihinin büyük olaylarından biridir ve Bolşeviklerin ortaya çıkışı da dünya çapında önem taşıyan bir olaydır."

Reed'in kitabında o günlerin sokak bildirilerine kadar birçok bilgiyi bulmaktayız. Rus otokrasisinin çöküşünden devrime kadar geçen dönem, tüm iniş çıkışları ve Bolşeviklerin bugünlere de ders olacak taktiklerini en ince noktalarına kadar gözler önüne serilmektedir. Bu nedenle her sosyaliste bu kitabı okumalarını öğütlüyoruz.

Ekim Devrimi’nin inşasında temel taşlarını Sovyet denilen konseyler oluşturmuştur. Bu örgütlenmenin Rusya'ya özgü yapısını kitabın açıklamalarıyla daha bir anlıyoruz. Sovyet oluşumunu yazarımız şöyle açıklıyor: "Sovyet: Çarlık zamanında imparatorluk devlet konseyine Sovyet denirdi. Devrim’den
sonra Sovyet, işçi sınıfının ekonomik örgütlerine mensup üyeler tarafından seçilen bir çeşit parlamentonun, yani işçi, asker ve köylü delegeleri Sovyetinin adı olmuştur. Rusya'da her şehrin, kasabanın ve köyün seçtiği mahalli Sovyetlerin yanısıra bölge ve taşra Sovyetleri, başkentte Rusya Sovyetleri
merkez icra komitesi ‘Çayika’ vardı”.

Devrim’in yapılandığı temel taşlar, Sovyetler ise, kalbi de Petrograd yakınlarındaki Smolni idi. Reed kitabında Smolni’yi ilk kez şöyle anlatır: "...Çayika ile Petrograd Sovyeti’nin karargâhı olan Smolni Enstitüsü şehirden kilometrelerce uzakta, geniş Neva nehrinin kenarında idi. Tramvay yolunun sonunda Smolni manastırının mat altın yaldız kenarlı duman mavisi güzel kubbeleri görünüyordu. Smolni Enstitüsü’nün büyük bir kışlaya benzeyen yüzü bu manastırın yanındaydı. (...) Büyük salonun tam karşısında Sovyetler Kongresi hazırlık komitesi çalışıyor. Orada durdum ve yeni gelen delegelere baktım; kaba, iri yarı, sakallı askerler, siyah gömlekli işçiler, birkaç da uzun saçlı köylü. Görevli kız, -Plehanov'un grubundan- onlara hor bakarak gülümsüyor. ‘İlk kongreye gelen insanlardan çok ayrı insanlar bunlar’ diyor, ‘Ne kadar
cahil ve kaba görünüşleri var. Cahil halk…’ Doğruydu söylediği. Rusya’nın en alt katları kımıldamıştı. Eski Çayika tarafından görevlendirilmiş bulunan Hazırlık Komitesi her gelen delegeyi kanunsuz olarak seçildiği iddiası ile geri çeviriyordu. Bolşevik Merkez Komitesi üyelerinden Karahan, "Aldırmayın" diyordu "Vakti geldiğinde sizi yerlerinize biz oturtacağız.”

Devrimin kaderi Sovyetler Kongresi’ne bağlanmıştı. Bolşevikler hemen tüm Rusya’daki Sovyetlerde çoğunluğu ele geçiriyorlardı. Bu açıdan Kongre çok önemliydi. Ne var ki kongre beklendiği gibi 2 Kasım’da toplanamayacaktı. Lenin “Altısı erken, ama sekizi de geç olur” diye görüşünü belirtmekteydi. Kasım'ın ilk on günü Smolni kaynıyordu. Görünürde mevcut iktidar her anlamıyla çökmekteydi. Bu nedenle geçici hükümet Sovyet delegelerinin Kongre’ye katılmalarını engellemek için Bolşevikler dışında hemen her grupla işbirliği yapmaktan kaçınmıyordu. O günlerde Petrograd adeta iki evreyi birden yaşıyordu: "Smolni'nin iç ve dış kapılarında sıkı tedbirler alınmıştı, herkesten izin kâğıdı soruluyordu. Komite odaları bütün gün ve gece vızır vızır işliyor, yüzlerce asker ve kadın buldukları yerlere kıvrılıp yatıyorlardı. Yukarıdaki
büyük salonda Petrograd Sovyeti’nin gürültülü toplantılarına binlerce insan katılıyordu. (...) Diğer yandan kumarhaneler akşamdan sabaha kadar dolup taşıyor, şampanyalar su gibi akıyor, yirmi bin rubleye oyun açılıyor. Şehrin merkezinde geceleyin pahalı kürkler giymiş, mücevherler takmış orospular gezinip duruyorlar ve kahveleri dolduruyorlar. Monarşistler komplo hazırlıyorlar, Almanlar casusluk yapıyorlar, kaçakçılar planlar kuruyorlar... ve yağmurun, acı soğuğun altında kımıldayan büyük şehir, gri bulutlarıyla birlikte hızla durmadan gidiyor. Ama nereye?" Kuşkusuz ki Devrime. John Reed o günlerin Petrograd'ını bir gazeteci gibi değil, gerçekçi bir sanatçı gibi resmetmektedir.

Yedi Kasım. Geçici hükûmet düşüyor. Bu Duma'nın Bolşeviklere karşı bir anda savaş açmasıydı. "... Beş asker kopek'i vererek bir "diyen" aldım (Bolşevik gazetesi), büyük boyda basılmıştı. Gazetede büyük manşetlerle şunlar yazılıydı: "Bütün iktidar işçi, asker ve köylü dovyetleri’ne! Barış! Ekmek! Toprak!” ...ve 1 Kasım’ı izleyen günün saatleri adım adım yeni bir dünyanın kuruluşunu haber veriyordu. Smolni'de Kongre en küçük bir anı bile değerlendirircesine karar üzerine karar alıyordu. En sonunda hükûmet
kuruluşunu Kamenev kürsüden ilan etti: Başkan Vladimir Uliyanov Lenin, Dış İşleri Troçki, Milliyetler Komiseri Stalin olmuştu. Devrimin tekerlekleri dönmeye başlamıştı.

Bütün bu ateşli toplantılar ve olaylardan sonra karşı ihtilâl kendini gösterdi. Kerenski’nin başı çektiği Kazaklar Moskova ve Petrograd’a yürüyordu. Engelllerin arkası kesilmiyordu. Sonra gelen şu telgraf umutları yeniden parlatacaktır: "30 Ekim'i 31'ine bağlayan gece (12-13 Kasım), tarihe geçecektir. Karşı devrimci Kerenski askerlerinin devrim başkentine karşı yürüme teşebbüsü kesin olarak geri püskürtülmüştür. Kerenski geriliyor, biz ilerliyoruz… Yaşasın devrimci, halkçı, sosyalist Rusya! Konsey adına L. Troçki.” Tüm bunları Köylü Kongresi ile Smolni’nin anlaşması izledi. Ve bu birlikteliğin yarattığı coşkunun Reed'in kitabındaki yansıması şöyle: ”...Karanlık basmıştı; Pavlovski alayının askerleri, önlerinde bandoları, Marseillaise söyleye söyleye kanal boyunca yürüyorlardı. Köylüler, avazları çıktığı kadar bağıran askerlerin arasına karıştılar. Rusya köylü sovyetleri icra komitesinin büyük bayrağını açtılar. Üzerinde yaldızla şu yazı vardı: ”Yaşasın devrimci ve emekçi yığınların birliği" Bunun arkasından başka bayraklar..." Köylüler Smolni’ye geldiler. "Kalabalık salona girmişti. Platformda başkanlık divanı ayağa kalkmıştı. Üyeler birbirlerine sarılarak köylülere yerlerini gösterdiler. Aşağıdaki karar tasarısı ileri sürüldüğü ve oybirliği ile kabul edildiği zaman gece bir hayli ilerlemişti: "Petrograd Sovyeti ile köylü kongresi arasında birleşik olağanüstü bir toplantı yapan Çayika, ikinci işçi ve asker delegeleri Kongresi’nin kabul ettiği Toprak ve Barış Kararnameleri’ni ve aynı zamanda Çayika'nın kabul ettiği İşçi Denetim Kararnamesi’ni tasdik eder."

Reed'in yapıtı burada bitiyor. Sonuna konan eklerde ise o günlere ilişkin birçok belge de yer almakta. John Reed bu yapıtıyla sanırım bir devrimin destansı coşkuyla nasıl anlatılabileceğini göstermiştir.

 

Okuma Önerisi

John Reed, “Dünyayı Sarsan On Gün”, Ağaoğlu Yayınevi, l967

Kenan Somer, “Ekim İhtilâli”,  (100 Soruda dizisi) Gerçek Yayınevi

Murat Sarıca, “Fransız İhtilâli”, (100 Soruda dizisi) Gerçek Yayınevi

Lenin, “Nisan Tezleri”, Sol Yayınları